29 Nisan 2011 Cuma

ilahi hic

intihar susu verilmis bir cinayet
son bulurken hapishane parmakliklarinda
uykuya dalamayisi cocugun
ilahi hislerle babasini hissetmesinden degil
karninin guruldayisidi soguk yataginda

29 Kasım 2010 Pazartesi

korku

vurup sevginin sirtina tum yuku
gecmise gozunu simsiki yumup
en ince koprulerden gecer (en ince koprulerden gecip)
en dik yamaclara tirmanirsinda (en dik yamaclara tirmanmak kolay ama)
ufacik isik huzmesi girdimi gozune gecmisten (gecmisten sizan ufacik bir isik huzmesi girdimi gozune)
sevginin beli kirilir
tasiyamaz olur kendini. (tasiyamaz artik kendini)

5 Eylül 2010 Pazar

bu blog desifre olmasi nedeniyle intihar etmistir

31 Ağustos 2010 Salı

sari kirmizi yesil

toprak rengi elleri
catlamis kalpleri
berrak sulara muhtac topraklari
en saydam ruzgarlarla asinirken,
hasretleri ve sevdalari
en yasak uc renkti birbirine dolanmis;
gunes sarisi, ocak kirmizisi, agac yesili. sari, kirmizi, yesil


...

12 Temmuz 2010 Pazartesi

ergen

icinde kopuren coskuyu sacarak sokaklara,
hizli kosmasini bildiginden degil
hizli kosasi geldiginden kosuyordu.
yuzundeki sivilceler bile beyaza caldi
vucudundaki tum kan cekilmisti kalbine
kalbi doymuyor kopurdukce buyuyordu.
ve simdi ilk defa daha iyi anliyordu var oldugunu.

avukat

o nehrin kiyisinda ictigi birayi hatirladi
tadi dilinde mayhos bir tat
beyninde tanidik bir uyusukluk...
kulagina o bardaki o muzik usulca dokundu
ve ensesine sevgilinin buyulu parmaklari...
hafif bir yel esti yuzune,
gozlerini yavaasca kapadi
tabureyi itti biri,
geriye sallanan bir cift ayak kaldi...

iki gun sonra gasteler 'intihar' dedi
uc gun sonra imam adini okudu
bir hafta sonra hammallar geldi evine
is yerinde ismi yankilanmadi sonralari
donup kalan parmaklari sevgilinin cozuldu
tabure cururken coplugun birindebilmem hangi coplukte
cozuluyordu kimbilir kimin teninde.

tabureyi iten adam
sabirsizlikla cikti disari
cigarasini yakti hizlica
bir nefes cekti zulmedercesine sigaraya
o ayni yel esti adamin yuzune
ruzgarda asili kalan binlerce hatirasi onun
burunlarindan iceri girdi
ve kanina karisti bir daha cikmamacasina.

11 Temmuz 2010 Pazar

galaksi

orospu cocugu diye bagiriyor dolmuscu
sokaga isiyor sarhos adam,para sayiyor vezneci
kendini yakiyor asik,burnunu karistiriyor teyze
siir yaziyor biri
biri digerinden farksiz basi donuyor hepsinin
bilmem kac kilometre hizla yuvarlanirken dunya.

19 Ocak 2010 Salı

sonbahar yapraklari gibi sararmis kalbim
en kucuk ruzgarla ucup gidecek sanki

10 Eylül 2009 Perşembe

geride kalan

saraplarin en kalitelisini icerdi hep
kizlarin en buyuk kalcalisini goremese
en diri goguslusune bakardi
ve hic aldirmadan doksan yasina, cirilciplak uyurdu karisiyla
goguslerini kafasina dayayip yirmi yasina donerdi ruyalarinda.

birgun, son defa ayrilmadan toprak damli evinden,
gazina son defa basmadan sofor oglu
titremeden sesi,
hoscakal dedi dogdugu topraklara
ve ekledi gozleri dolarak
ona iyi bakin cocuklar...

14 Ağustos 2009 Cuma

taksi

kafan yere egiktir
evden cikarsin
cebinde uc bes metelik
aklinda cebin kadar bos kalbine inat,
sonra binersin taksiye,
calan ahmet kaya
yoldan yansiyan agustos sarisi
birde o yesil cinar yapraklari...
tebessum edersin
tuhaf kafiyelere dalarsin
tek istedigin bir harftir kalbinde
o harfi bulamazsin,
o kelime yarim kalir
o gozlerde takilir bakislar
o koku gelir akla
ve yine o agustos sarisi,
o bozuk kafiye,
bogazdaki o dugum...

taksiden indigine uzulursun
elveda sarkilar
elvada agustos sarisi
elveda kafiyeler
bir harfi takside birakip cekersin kapiyi
ve taksici gulumser parasini sayarken

18 Haziran 2009 Perşembe

15 Nisan 2009 Çarşamba

uyku

basitliginden kacabilmisken kelimelerin
tam da sevgi parantezine alabilmisken cumleleri
ve aldirmazken ayak izlerini gecmisin
uykudan uyandiran tek sozdu kalbi donduran;
uykum geldi.

23 Mart 2009 Pazartesi

gulucuk

ilk kez sokakta bir kucuk cocuk
gormus gibi karnimda ucusan kelebekleri
guluverdi gozlerime 
ve yine gok yuzune bakarken aval aval
yine siir okurken buldum kendimi

imkansizligin aci bagimliligi mi
bir haftadir kapanmayan gok yuzu mu
beni kosturan, durup dururken sokaklarda
yoksa yine sevda atislari mi kalbimdeki
belkide o gulucuk ve akasya kokusu
ve yine o gokyuzu
yine o siirler

13 Kasım 2008 Perşembe

poset

tenekeye atti kadin onu
terk edildi sandi poset

havaya savurdu ruzgar onu
uctugunu sandi poset

denize surukledi irmak onu
yuzdugunu sandi poset

onun penceresine kondu
sevdigini sandi poset

10 Kasım 2008 Pazartesi

hayati sayilar arasinda donup kalmisti
uyaninca aklina gelen ilk sayi ikiydi
ve iki bardak cay icerdi
adimlarini da saymisti elbet,
bakkalin koseyi icten alip giderdi isine
ve tam ikiyuz on yedi adim atmadan binmezdi servisine
dokuz trafik levhasi saymasi gerekirdi serviste
ne bir eksik ne bir fazla, tam dokuz levha
masasina oturunca sag elini uc kere masaya vurmaliydi
ve eve donerken tek sayi otuz olmaliydi

7 Kasım 2008 Cuma

renkli hayat

onceleri griydi hayati
anlamsiz ve tatsiz
sonra mavilesti
acitan buz mavisi
ve nihayet
kirmiziya boyadiginda onu
sabahin ucu, banyosuydu

23 Ekim 2008 Perşembe

muz kokusu

iki cift bir erkek ayni odada uykuya dalmak uzereydiler,
cifler birlikte yatmakta, tek cocukta odanin ortasindaki yataginda yuzun koyun uzanmaktaydi,
derken odaya yayilan muz kokusu tek yatan cocuk haric herkesi kahkahaya bogdu.
aile = yiyecek
arkadaslik = masturbasyon
dostluk = barinma
sevgili = seks

25 Eylül 2008 Perşembe

son istek

bembeyaz bir isik parladi once
sonra cok hizli kostugunu zannetti
ayaklari geldi aklina
bembeyazlar miydi simdi?
adi aklina birturlu gelemedi 
parmagindaki aciya da hic bir anlam veremedi.

derken isik yavas yavas sondu gozlerinde
goz kapaklari agirlasti
adi dokuldu ayaklarina agzindan
aciyan parmagiyla adina dokunmak istedi
son istegi boylece kala kaldi beyninde
kurşun adini duvara sicrativerdiginde



3 Eylül 2008 Çarşamba

ruyalarin en guzeli

ruyalarin en guzeli
ciceklerle bezeli
hic unutulmamis kokusunu
burnunda hissedip
hic soylenmemis sozleri
ufacik bir derenin narinliginde
hep dudaklarinda hissettigin dudaklara
ilk opucuk tadinda soyleyebilmek mi?

yada

hic bilinmemis
dokunulmamis
hep beyninde
bir yaz ruzgari gibi donup duran
tum anlamsiz duygularin yarattigi
sadece ve sadece sana ait olan
bir seferlik gorebilecegin
ve hic unutamayacagin
bilinmeyen olani gorebilmek mi?

28 Ağustos 2008 Perşembe

Hic hayatta degilken

21 Ağustos 2008 Perşembe

metroda ask

sallanip dururken ileri geri
yuzune deyen gazete sayfasina aldiris etmezken
tutacak yer bulmusken
ve tamda bir durak kalmisken inmeye
ter ve is kokusu
oturma kavgasi
itis kakis bitecekken tam da
goz kapaklari kapanmayi,
gozu baska yere bakmayi unuttu birden
ve tekrar öksuruk sesi
tekrar itis kakis
sonra tekrar ter kokusu.
ne metro bosaldi o istasyonda istasyonda
nede baktigi kizin yani
oylece asili kaldi kalabalikta
yine asik olmustu metroda
birden fren sesi
birden itis ve kakis
metro duraga gelmisti coktan
ne o metroda kaldi
ne de kiz o durakta
ve bir aski daha metroda bitiverdi

19 Ağustos 2008 Salı

metroda ölüm

hizli hizli sagina soluna bakti
karsisindaki adamin agiz kokusunu duymuyordu artik
yada arkasinda duran kadinin parfum kokusunu.
caprazinda yere dusen cocuk
oylece kalakalmisti
ve yanip sonen metronun isigi
artik hic sonmuyordu
derken metronun isiklari karardi,
isik durmustu
elini kalbine goturdu
kalbi atmiyordu
oldum diye dusunemeden
siir bitti

yanlizlik


yanlizligi kucumserdim hep,
o da beni hic sevmezdi zaten,
hic ugramazdi bana mesela,
hic selam vermezdi,
hic de tokat atmadi ama.

ve simdi farkina variyorum ki
hergun kavga ve gurultu icimdeki
hergun sevisme ve gozyasi
hic terketmemisiz birbirimizi.